*AMELİYATHANE*
   
  Ameliyathane
  Bnları Biliyormuydunuz
 

                                      Bunları Biliyormuydunuz ?

Ø      Jinekolog-Onkologlarca tedavi edilmemiş jinekolojik kanserlerde hastanın eksik cerrahi uygulanması sonucu mutlaka ek tedavi almak zorunda kalır ve de beklenen yaşam süresi kısalır.

Ø      Pap smear testi öncesi en sık görülen jinekolojik kanser olan rahimağzı kanseri iken , pap-smear ile yıllık taramalar yapılması sonucunda rahimağzı kanseri 3. sıraya gerilemiştir.

Ø      Serviks kanserinde HPV virusunun tiplendirilmesi oldukça önemli bir noktadır. Zira bu yöntemle yüksek kansere dönüştürücü tipler saptanırsa erken dönemde tedavi edilerek olası kanser oluşumunun önüne geçilebilir.

Ø      Oldukça nadir olarak görülen rahim kası hücrelerinden köken alan rahim sarkomu en sık olarak akciğere yayılım gösterir.

Ø      Menapoz nedeniyle sadece östrojen içeren hormonlarla tedavi edilen hastalarda rahim kanseri sıklığı artar.

Ø      Meme kanseri tedavisinde kullanılan tamoxifen adı verilen ilaç , rahim kanserine neden olabilir.

Ø      Halk arasında üzüm gebeliği olarak bilinen , Gestasyonel Trofoblastik tümörler kemoterapiye oldukça iyi yanıt verir.

Ø      Vajina , vulva ve rahimağzı kanseri kemoterapiye dirençli olarak kabul edilirler. Ancak gene aynı kanserler radyoterapiye oldukça iyi yanıt verirler ve cerrahi sonrası gerekirse bulundukları evreye göre ışınlama tedavisi alabilirler.

Ø      Gebelikte en sık görülen jinekolojik kanser rahimağzı kanseridir. Eğer ileri evrede ve gebeliğin ilk 3 ayında tanı alınmışsa gebe olmayan bir kadın gibi tedavi edilirler yani ışınlama ve sonrası radikal cerrahi uygulanır.Eğer ikinci üç ayda tanı almışlarda gebelik devam ettirilir , çocuk solunum fonksiyonlarını yerine getirecek  evreye gelindiğinde sezaryanla çocuk doğurtularak aynı seansta cerrahi tedavide uygulanır.

Ø      HPV virusu  rahimağzı kanseri oluşumunda en önemli etkendir ve cinsel temas yolu ile bulaşır.

Ø      Endometriyal Hiperplazi denen durum , sıklıkla anormal vajinal kanamaya neden olur.Küretaj ile hücresel tanı konur. Eğer hücresel tanıda atipi denen kansere dönüşüm bulgusuda var ise cerrahi tedavi uygulanır. Atipi yoksa sıklıkla bu hastalar obez olduklarından kilo verilmesi ve progesteron hormon tedavisi tedavi seçenekleridir.

Ø      Brakiterapi vagina gibi vücut boşluklarına radyasyon yayan çubuk yerleştirilerek kısa mesafede daha yüksek dozda ve esas olarak kanserli dokunun ışınlandığı bir tedavi yöntemidir. Özellikle rahim , vagina ve serviks kanserinde dışarıdan ışınlamaya yardımcı olmak amacıyla uygulanır.

Ø      Rahim sarkomları sıklıkla başka bir nedenle yapılan operasyon nedeniyle , patolojik tanı alırlar. Rahim sarkomları oldukça kötü seyreden bir tümördür. Diğer rahim tümörlerinin aksine ışın tedavisine çok iyi yanıt vermez.

Ø      Erken evre ve borderline yumurtalık kanserlerinde , eğer hasta gençse ve  çocuk istemi varsa kanserli yumurtalık çıkarılırken , diğer yumurtalık çocuk istemi nedeniyle çıkarılmayabilir.

Ø      Erken yaşta görülen yumurtalık kitlelerin başka bir kanserin yayılımı olabileceği mutlaka aklıda tutulmalı ve ayırım yapılmalıdır. Yumurtalığa yayılım gösteren kanserler sıklıkla sindirim sistemi kanserleridir. Bu nedenle sindirim sistemi gastroskopi ve kolonoskopi ile incelenmelidir.

Ø      Sıklıkla yumurtalık kanserlerinde CA 12-5 düzeyleri yüksek bulunur ancak, yumurtalığın müsinöz kanser adı verilen tipinde bu tümör belirteçi yükselmeyebilir. Ancak bir diğer tümör belirteci olan CA -19-9  düzeyleri bu tümörde yüksek saptanır.

Ø      Yumurtalık kanseri bazen ailesel-kalıtsal geçiş gösterebileceğinden , 1. derece akrabalar kanser açısından dikkatli olmalıdır. BRCA-1 adı verilen mutasyonun saptandığı durumlarda koruyucu olarak hastalarda kanser olmasa bile yumurtalık cerrahi olarak çıkarılabilir.

Ø      İntraperitoneal port ile kemoterapi  , yumurtalık kanserinde cerrahi ve sistemik kemoterapi sonrası uygulanan bir tedavi protokoludur.

Ø      Yumurtalık kanseri ileri evrede tanı alır ve bu nedenle seyri en kötü olandır , jinekolojik kanserlere bağlı ölümler sıralamasında birinci sıradadır.

 

Ø      Germ hücreli yumurtalık kanserleri adı verilen yumurtalık kanserinin alt tipleri , daha erken yaşlarda görülüler , BHCG ve AFP gibi tümör belirteçlerinin artışına neden olurlar , ve hormon salgılayarak saç dökülmesi , kıllanma ya da anormal vaginal kanamaya neden olabilirler. Disgerminom adı verilen yumurtalığın germ hücreli tümör tipi ışın tedavisine oldukça duyarlıdır.

Ø      Üzüm  gebeliği nedeniyle , küretaj işlemi uygulananlar doğum kontrolu yöntemleri uygulanarak en az 12 ay gebe kalmamalıdırlar.Ayrıca boşaltım sonrası hastalar BHCG değerleri ile takip edilmelidirler. 12 ay süresince 3 kez negatif BHCG değeri saptanınca izlem sona erer.Eğer BHCG değerleri düşmüyorsa ,rahim küçülmüyorsa , anormal vaginal kanama mevcutsa hasta mutlaka tomogfrai ve akciğer grafisi çektirerek bir jinekolojik –onkologa başvurmalıdır.

Ø      Üzüm gebeliği nedeniyle tedavi edilenlerde , üreme fonksiyonları normal olarak devam eder. Hastalar gebe kaldıklarında , normal doğum yapabilirler.

Ø      Germ hücreli tümörlerden gebelikte en sık görüleni disgerminomdur. Ayrıca germ hücreli tümörler nadiren her iki yumurtalığıda tutan l  (bilateral) , en sık bilateral görülebilen germ hücreli  over tümörü gene disgerminomdur.

Ø      En sık torsiyone olan over tümörü matür kistik teratomdur.Torsiyon tümörün kendi ekseni etrafında dönerek kanlanmasının bozulmasıdır.Sıklıkla appendisitle ayırıcı tanısının yapılması zorunlu olan akut karın bulguları ile klinikte karşımıza gelir.

Ø      Granülosa hücreli tümör östrojen salgısı yaptığından , meme ve rahim kanseri sıklığını artırır. Bu nedenle granülosa hücreli tümör saptanan hastalarda mamografi , meme ultrasonu ve endometrial küretaj yapılmalıdır.

Ø      Granülosa hücreli tümörlerin tanı ve takibinde kullanılan tümör belirteçi İnhibindir.

 

 

 
  Bugün 19 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=